Dijital Dünyanın Yarattığı Bir Hak Olarak Unutulma Hakkı

İnsanlık tarihinin başlangıcından beri, insanların gerçekleştirdiği eylemlerin temelinde hatırlanma ihtiyacı yatar. Hatırlanmak istemek, Taş Devri’nde mağara duvarlarına resim çizen bir mağara adamı ile günümüzde romanlar, öyküler yazan üretken bir edebiyatçıyı ortak paydada buluşturan bir arzudur. Eylemlerimiz kendimize veya içinde bulunduğumuz topluma fayda sağlamak amacıyla olsa bile özümüzde hepimiz gelecekte hatırlanmak için dünyaya bir iz bırakmak isteriz. Bir sanat eseri oluşturmak, roman yazmak, binalar inşa etmek, bilimsel bir buluş yaratmak, teknolojik bir icat ortaya çıkarmak… Hepsi hatırlanmak içindir.  

Her geçen gün teknolojinin geliştiği bu çağda dijitalleşme kimsenin reddedemeyeceği, günlük yaşamımızı derinden etkileyen bir olgu haline geldi. Dijitalleşme hukuk alanında da etkisini gösterdi. Hep hatırlanmak isteyen, dünyada bir iz bırakmak isteyen insan bu defa ortaya unutulma hakkı diye bir hak çıkarttı. Dijital medya, günlük hayatımızda bu kadar etkili olmadan önce toplumun genel ilgisi unutulmamaya yönelikti ancak bugün dijital dünyada arama motorlarında unutma ve hatırlanma dengesinde bir değişim olmuştur.[1] İnsanın yarattığı, geliştirdiği dijital hafızadan silinmesi, kendini unutturması mümkün mü peki?

Unutulma Hakkına Genel Bir Bakış

Dijital dünyanın yarattığı, temel bir insan hakkı ya da istisnai bir hak olduğunun hâlâ tartışıldığı bu unutulma hakkı nedir? Medyanın tarihi gazete, radyo ve televizyonlarla birlikte çok eskiye dayansa da artık sosyal medya dediğimiz, yepyeni bir medya ile karşı karşıyayız. Sosyal medya kullanıcıları kimi zaman isteyerek kimi zaman da bilgileri dışında ya da istemeden sosyal medyada izler bırakıyor. Bu izler; hukuka uygun veya hukuka aykırı bir şekilde adlarına paylaşılan içerikler, kendi paylaştıkları içerikler, yorumlar, fotoğraflar şeklinde olabiliyor. Bu izler zaman zaman rahatsızlık yaratıyor ve insan bu izlerden kurtulmak istiyor. Her şeyin geliştiği bu çağda, bütün sorunlarına hemen çözüm bulmaya alışan insan dijital hafızaya kazınmış geçmişini de kolayca ortadan kaldırmak istiyor. Herkes zaman zaman geçmişi silmek, bir şeyleri unutturmak ister ancak bu gerçekten mümkün olabilir mi? İşte insanların sosyal medyadaki yansımalarını kaldırma isteklerini bir hukuk mücadelesine dönüştüren bir haktır, unutulma hakkını talep etmek.

Unutulma hakkını daha detaylı olarak irdelemeden önce yine ilk insanın ortaya çıkışından beri önemli olan bir sorun olarak bireyin mahremiyet hakkı yani özel hayatın gizliliği hakkı da üzerinde durulması gereken bir nokta.  Daha çok teknolojinin ilerlemesi ve medyanın günlük yaşantımızın büyük bir bölümünü oluşturması sonucu ortaya çıkan ifade ve basın özgürlüğü hakkı da unutulma hakkı tartışılırken değerlendirilmelidir. Özel hayatın gizliliği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 8. maddesi ve Anayasamız 20. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu hak, unutulma hakkının hukuki zeminini oluşturur niteliktedir. Aynı şekilde ifade ve basın özgürlüğü de AİHS 10. maddesi ve Anayasamız 26. maddesi ile korunmaktadır. Bu hak ise unutulma hakkının kullanıldığı durumlarda sınırlandırılır. Özel hayatın gizliliği hakkı da zaman zaman sınırlandırılabilir. Belirtilen hakların sınırlandırılması için kamu yararı, kamu düzeninin korunması, genel ahlak gibi toplumsal menfaatlerin söz konusu olduğu durumlar görülmekte ve bu kapsamda benzer nedenlerle benimsenen unutulma hakkının sınırlandırılması için de kamunun üstün menfaati kıstas olarak belirlenebilecektir.[2]

Unutulma Hakkının Kapsamı ve KVKK ile Karşılaştırılması

Unutulma hakkını kapsamı bakımından mercek altına aldığımızda, ilk karşılaştığımız sorun, unutulma hakkının tanımlanması sorunudur. Unutulma hakkının açık ve net bir tanımını yapmak mümkün değildir. Unutulma hakkını, kişisel verilerin korunmasına ilişkin haklardan ayırmak gerekir. Unutulma hakkı kapsamında filtrelenecek, silinecek içeriklerin ne olduğunun kanunen belirlenmemiş olmasıyla birlikte aynı durum kişisel veri kavramı için de söz konusudur. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin çıkarılan kanunlara, varılan içtihatlara rağmen kişisel verinin net bir tanımı bulunmamaktadır. Bu iki kavramın da mevzuatta tanımlanmaması, suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal edecek uygulamaların ortaya çıkmasıyla birtakım olumsuz sonuçları doğurabilir.[3] Diğer taraftan, kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlenen mevzuatı incelediğimizde, söz konusu hakka karşı ihlalleri unutulma hakkından ayıran en önemli ölçütün hukuka aykırılık olduğunu görebiliriz. Kişisel verilerin korunmasına karşı herhangi bir ihlal hukuka aykırıdır. Böyle bir hukuka aykırılık söz konusuysa, hukuki mücadele yolları halihazırda geçerli olan mevzuat ve kanunlarla açıktır. Unutulma hakkı dediğimizde ise internet ortamında hukuka uygun, meşru şekilde var olan içeriklerden bahsediyoruz. Yani kişi kendisi hakkında paylaşılan yanlış bir haberi, kişilik haklarına saldıran bir içeriği silme hakkına sahip. Aksi durumda, hukuka aykırılık söz konusu olmadan, sadece kendisi hakkında hoşuna gitmediği bir içeriği kaldırmak veya arama motorundan filtrelemek istediğinde unutulma hakkını talep etmesi gerekir.

Unutulma Hakkının Ortaya Çıkışı ve Hukuk Sitemlerindeki Yeri

Unutulma hakkı, AB hukuku ile gündeme oturmuş bir kavramdır. Unutulma hakkının tartışılması daha geriye dayansa da hukuken kavramsallaşması ve normatif düzeyde adlandırılması 2014 yılında Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) tarafından verilen karar ile gerçekleşmiştir. Önce AB Konseyi’nde gündeme gelip sonra ABAD  kararıyla norm haline gelen unutulma hakkının hukuki tarihini inceleyelim. 13 Mayıs 2014 tarihinde Mario Costeja Gonzales, 2009 yılında başladığı hukuk mücadelesini kazanmıştır. Unutulma hakkını tüm dünyada gündeme getiren bu örnek olay, avukat Mario Costeja Gonzales’in yıllar önce borcunu ifa edememesi sebebiyle cebri icra yoluyla evi satışa çıkar. Evinin satılacağına ilişkin ilan, bir internet gazetesinde yayımlanır. Avukat Gonzales, yıllar önce yaşadığı bu olayın herkesin erişebileceği dijital ortamda bulunmasının hayatını, mesleğini olumsuz etkilediği gerekçesiyle hukuki mücadelesini başlatır. Önce internet sitesinin söz konusu ilanı kaldırmasını ister ancak sonuç alamayınca dava ABAD’a kadar gider ve böylece unutulma hakkı bütün dünya gündeminde konuşulur. ABAD’ın meşhur Google – İspanya Kararı sonucu avukat Gonzales’in kaldırılmasını talep ettiği ilana arama motorlarında kısıtlama getirilmiştir. Söz konusu veri ve içeriklerin tamamen kaldırılması, silinmesi talebinin hukuka aykırılık olmadıkça uygulanması, mevcut karar açısından mümkün değildir. Unutulma hakkına ilişkin olarak ABAD’ın kararı ve devamında ortaya çıkan gelişmelere bakıldığında, unutulma hakkına ilişkin bir talebin, şu an için sadece bölgesel olarak sonuç doğursa da zamanla küresel anlamda etki doğuracağı, talepte bulunulduğu zaman sadece AB üyesi ülkelerin sunucularından değil, bütün dünyadaki Google sunucularından ilgili verilerin kaldırılmasının mümkün olacağı öngörülebilir.[4]

Belli içeriklerin arama motorlarından filtrelenmesi veya internet üzerinden temelli kaldırılması ülkelerin iç hukuklarını ilgilendiren bir konudur. 2014’te ABAD’ın aldığı bu kararla birlikte devletler kendi iç hukuk düzenlemeleriyle unutulma hakkı bağlamında çeşitli kararlar almışlardır. Almanya, Belçika, Birleşik Krallık, İspanya gibi ülkeler unutulma hakkı taleplerine karşın kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz karar vermekle birlikte bu hakkı neye göre uygulayacakları mevzuatlarında belirsiz bırakılmıştır. Şimdi Türk hukuk sisteminde unutulma hakkının yerini inceleyelim. Ülkemizde unutulma hakkı ile ilgili gerek Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) gerek de Yargıtay’ın kararları ile karşımıza çıkan çeşitli içtihatlar var. Türk hukukuna göre unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlenmesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir.[5] Bu tanımlamada unutulma hakkının süresi, kimler tarafından kullanılacağı, neye göre bu haktan yararlanılacağı eksik bırakılmıştır. Hangi olayın veya içeriğin bu kapsamda değerlendirileceği hukuken açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu eksiklik ise uzun vadeli düşünüldüğünde ciddi sorunlara yol açabilir.

Unutulma Hakkının Uygulanmasında Hakların Dengelenmesi

Hukuk birbiriyle çatışan haklar ve menfaatler arasında bir denge kurabilme sanatıdır. Unutulma hakkının uygulanmasında da hukuk, hakların dengelenmesini sağlamak zorundadır. Kimin unutulma hakkını kullanabileceği, bu hakkın kişiye neye göre verileceği hukuken boşlukta bırakılmamalıdır. Bu durumda dengeyi sağlama görevi kamu otoritesi düzenine aittir. Unutulma hakkının uygulanmasında da hukuk, hakların dengelenmesini sağlamak zorundadır. AYM’nin bireysel başvuru kararına göre; devletin, bireye geçmişte yaşadıklarının başkaları tarafından öğrenilmesi engellenerek yeni bir sayfa açma olanağı verme hususunda bir sorumluluğu vardır.[6] Peki devletin bu sorumluluğunun sınırları nedir? Herkes gerçekten de yeni bir sayfa açma hakkına sahip midir? Heraklaitos’un da dediği gibi, değişmeyen tek şey değişimdir. İnsanlar değişir. Günümüzde de yaşadıkları değişimler sonucu dijital ortamdaki yansımalarını silmek, temiz bir sayfa açmak isteyebilirler. Peki ya toplumun ve gelecek nesillerin unutmama, unutturmama hakkı ne olacak? Mesleğini kötü etkilediği gerekçesiyle evinin cebri icra yoluyla satışa çıkarıldığı ilanını erişime kapatan bir avukat ile hırsızlık yapan bir iş adamı, kendi menfaatleri uğruna toplumu kandıran ve yolsuzluğa bulaşan bir siyasetçi, görevini kötüye kullanan bir kamu görevlisinin geçmişini silip yeni bir sayfa açmak için talep etmiş olduğu unutulma hakkı bir olabilir mi? Toplumun bunu unutmaya hakkı var mı?

Unutulma Hakkına Getirilen Eleştiriler

Gerek uluslararası gerek ülkemiz tarafından bu konuda yapılmış düzenlemeler sonucu görüyoruz ki, unutulma hakkının henüz hiçbir hukuk sisteminde kapsamı ve sınırları net bir şekilde belirlenmemiştir. Bu durum ise unutulma hakkının çok kolay suistimal edilebilecek bir hak olduğunu göstermektedir ve bu suistimal sonucu sadece toplumun değil, gelecek nesillerin de bilgi edinme hakkı gaspa uğrar. Sadece arama motorlarının filtrelenmesi talebi ile başlayan unutulma hakkının tamamen internetten, dijital bellekten silinme hakkına dönüştürülmesi bu anlamda tehlikelidir.

Unutulma hakkına getirilebilecek eleştiriler bununla sınırlı değildir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi davayı kazanan avukat Gonzales’in söz konusu ilanın erişime kapatılması için olan talebi yerine getirilip unutulma hakkı korunmuş olsa da mücadelesini verdiği dava, örnek bir olay olarak literatüre kazınmıştır. Kaldırılmasını umduğu içerik sadece 36 kelimeden oluşuyordu. The Guardian’ın 2014 senesinde yaptığı habere göre sadece o sene, Gonzales’in davasıyla alakalı 840 makale yayımlanmıştır. 36 kelimeyi dijital hafızadan silmek isteyen Gonzales günümüzde yüzlerce makaleye konu olmuştur. Bu sebeple tekrar hakkının gasp edildiğini iddia ederek dava açmaya çalışsa da hiçbir sonuç alamamıştır. Şu soruyu sormak gerekir: İnternetten silinmek gerçekten mümkün mü?

Unutulma hakkı ile ilgili gelen taleplerin değerlendirilmesinde tek karar verici organın arama motoru şirketlerinin olması yönündeki gelişmelere rağmen bu hakkın şimdilik Avrupa coğrafyası ile sınırlı olması, unutulma hakkının mali boyutları, silinen ve dijital hafızadan kaldırılan kişisel verilerin silinmeden önce farklı sunucularda saklanabilmesi ve daha sonra bu verilerin birtakım kimselerce tekrar dijital ortamda yayınlanabilmesi ihtimali unutulma hakkına getirilen başlıca eleştiri konularındandır.[7]

Sonuç

Sonuç olarak, bu çalışmada unutulma hakkının ne anlama geldiğini, nasıl ortaya çıktığını tartıştık. Özel hayatın gizliliği hakkının, bu hakkın temelini oluşturduğunu söyledik. Bu hakkın uygulanması bakımından ise basın hürriyetinin zarar görebileceğini belirttik. Özel hayatın gizliliğinin de basın hürriyetinin de sınırsız bir insan hakkı olmadığı kanaatine varıp unutulma hakkının da sınırsız bir insan hakkı olamayacağını söyledik. En önemlisi, bu hakkın tanımlanması ve uygulanması bakımından ne uluslararası ne de Türk hukuk sisteminde net bir düzenleme olmadığını, bu sebeple bu hakkın çok kolay istismar edilebileceğinin üzerinde durduk. Unutulma hakkının yorumlanması konusunda soru işaretlerinin olduğu aşikardır.

ABAD kararı ile birlikte 2014 beri pek çok ülkende gündeme gelen ve farklı hukuk sistemlerince farklı içtihatlara konu olan unutulma hakkının temel bir insan hakkı olmayıp istisnai bir hak olarak değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bu hakkın uygulanması her bakımdan dijital ortamdaki bilgilerin manipüle edilmesi sonucunu doğuracaktır. Peki günden güne gelişen bu dijital dünyada insanların kendilerine yeni bir sayfa açma hakkı yok mudur? İnsanlar, arama motorlarına çıkan sonuçlardaki yansımalarından mı ibarettir? Belki de dijital dünyanın en büyük laneti, ilk insanın ortaya çıkışından beri süregelen arzunun gerçekleşmesidir; unutulmayacak olmamızdır. Ama insan; hayatta kalmaya programlı ve hayatını bir şekilde sürdürme, ne olursa olsun hayata tutunma içgüdüsüne sahip bir canlıdır. Her zaman geçmişteki hatalarımız, düşüncelerimiz üzerine yenilerini kurabilir kendimizi geliştirebiliriz. Hayatımız geçmişte kalan içerikler, fotoğraflar, haberlerden ibaret olmak zorunda değil. Silinmesini istediğimiz arama motorlarındaki verilere her zaman yenilerini eklemek mümkün.

KAYNAKÇA

  1. SALİHPAŞAOĞLU, Yaşar, and Burcu DEĞİRMENCİOĞLU. “UNUTULMA HAKKININ BİR “İNSAN HAKKI” NA DÖNÜŞME YOLCULUĞU.” Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 24.2: 361-388.
  2. NALBANTOĞLU, Seray. “Bir Temel Hak Olarak Unutulma Hakkı.” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi 35 (2018): 583-605.
  3. PESCHKE, Lutz. “THE WEB NEVER FORGETS!”: ASPECTS OF THE RIGHT TO BE FORGOTTEN.” Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 19.1 (2015): 151-160.
  4. OCAK, Ayşenur “HAKLARI DENGELEMEK: UNUTULMA HAKKI İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE KARŞI.” Türkiye Adalet Akademisi Dergisi 33: 507-536.
  5. ELMALICA, Hasan. “Bilişim çağının ortaya çıkardığı temel bir insan hakkı olarak unutulma hakkı.” Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 65.4 (2016): 1603-1636.
  6. Kişilerin Ad ve Soyadı ile Arama Motorları Üzerinden Yapılan Aramalarda Çıkan Sonuçların İndeksten Çıkarılmasına Yönelik Talepler ile ilgili olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 23/06/2020 Tarihli ve 2020/481 Sayılı Kararı
  7. Dijital Hayat TV (Yapımcı). (2019 Mayıs) “Unutulma Hakkı” [Podcast]. Erişim Adresi: https://open.spotify.com/episode/4TTrmwbPemcNmIy1YUgHfE?si=52Kme1GxRBON95F3eG6NkA
  8. https://www.theguardian.com/world/blog/2014/may/14/mario-costeja-gonzalez-fight-right-forgotten

[1] PESCHKE, Lutz. ““THE WEB NEVER FORGETS!”: ASPECTS OF THE RIGHT TO BE FORGOTTEN.”, syf.151

[2] NALBANTOĞLU, Seray. “Bir Temel Hak Olarak Unutulma Hakkı.” , syf.588

[3] ELMALICA, Hasan. “Bilişim çağının ortaya çıkardığı temel bir insan hakkı olarak unutulma hakkı.”, syf.1607

[4] ELMALICA, Hasan. “Bilişim çağının ortaya çıkardığı temel bir insan hakkı olarak unutulma hakkı.”, syf.1618

[5] Yargıtay 19. CD. E. 2016/15510 K. 2017/5325 T. 5.6.2017

[6] AYM Bireysel Başvuru Kararı 3 Mart 2016 – N.B.B. Kararı [2013/5653]

[7] SALİHPAŞAOĞLU, Yaşar, and Burcu DEĞİRMENCİOĞLU. “UNUTULMA HAKKININ BİR “İNSAN HAKKI” NA DÖNÜŞME YOLCULUĞU.”, syf.1631

Yanıt yok

Bir cevap yazın

Bize her yerden ulaşabilirsiniz. :)
Twitter
YouTube
LinkedIn
Share
Instagram